16 Haziran 2024 Pazar
DÜNYA

bitkilerle kaplı 1.000 Trees projesinin ilk etabı, Çin'in Şanghay kentinde açıldı.

bitkilerle kaplı 1.000 Trees projesinin ilk etabı, Çin'in Şanghay kentinde açıldı.

Heatherwick Studio’nun “1.000 Trees” Projesi Şanghay’da 

İngiliz tasarımcı Thomas Heatherwick tarafından tasarlanan, bitkilerle kaplı 1.000 Trees projesinin ilk etabı, Çin'in Şanghay kentinde açıldı. "Şangay'daki Babil'in Asma Bahçeleri" olarak tanımlanan karma kullanımlı projede, her birinin üstüne bir ağaç dikilmiş 1.000 sütun bulunuyor.

Şanghay’ın Putuo bölgesinde inşa edilen projenin ilk etabı, sekiz yıllık geliştirme sürecinin ardından 22 Aralık’ta bir törenle açıldı. Proje, şehrin M50 sanat bölgesinin ve halka açık bir parkın yanında yer alıyor. Tamamlandığında 300.000 metrekarelik bir alanı kaplayacak dağ benzeri iki zirveden oluşan proje; restoranlar, müzeler ve galerilerin yanı sıra bir dizi tarihi binayı da kapsayacak.

Heatherwick’in tasarımında, bina için yapısal destek sağlayan sütunların her birinin saksı görevi görecek şekilde bir ağacı tutması planlanmış. Heatherwick Studio ortaklarından Lisa Finlay proje hakkındaki düşüncelerini “Saksıları sütunların doğal uzantıları olarak hayal ettik” şeklinde özetlemiş.

70’ten fazla farklı ağaç türünün kullanıldığı projede sütunların içindeki ağaçları sağlıklı tutmak için gizli bir sulama sistemi oluşturulmuş.

Projenin ikinci etabı olan asma bahçelere sahip daha uzun bir yapının iki yıl içinde tamamlanması bekleniyor. Her iki tasarımın kapalı bir bağlantı köprüsü, tünel ve zemin kat yerleşimi ile birbirine bağlanması planlanıyor.

Projenin her iki bölümü de, şimdi gezi asansörü olarak işlev görecek eski bir çan kulesi de dahil olmak üzere, bir kısmı yeni komplekse dahil edilmiş olan eski bir un fabrikasının arazisinde yer alıyor.

Thomas Heatherwick Londra’daki stüdyosunda. Üzerinde başka kimsenin giymeyeceği bir gömlek ve ayakkabılar, etrafında başka kimsenin tasarlamayacağı modeller varken bu manzaranın aksine gösteriş meraklısı olmadığını anlatıyor. “Her zaman gösterişten uzak kaldım.” Yeni tanıştık ama şimdiden kafam karıştı. Heatherwick azmi sayesinde ünlü İngiliz tasarımcı ve yazar Sir Terence Conran tarafından çağımızın Leonardo da Vinci’si olarak anıldı. Londra 2012 Olimpiyat Oyunları'ndaki muhteşem meşaleyi tasarladı ve New York’taki Little Island’dan Şanghay’daki 1000 Ağaç’a kadar birçok gösterişli yapıya imza attı. İnsanlar İngiltere’deki kardan nasiplensin diye bir seferinde bir kartopunu paketleyip Çin’e yollayan o değil miydi? Kafa sallıyor: “Bir keresinde birisi için İtalya’ya kebap götürmüştüm.” Her tarafından gösteriş akıyor. Ama bunlar projelerden ibaret. Heatherwick insan olarak farklı biri. 53 yaşındaki tasarımcı yeni yaptığı bir psikometri testine atıfta bulunarak “Kısmen içe dönük çıktım” diyor. Mimarlık eğitimi almadı ve çılgın, yıldız mimarlardan biri olmadığı kesin. Zarif ve samimi bir havası var. Heatherwick’in ne kadar az konuştuğunu görünce son eseri insana daha da şaşırtıcı geliyor. Günümüz binalarının “felaket” tarzına karşı 10 yıllık bir kampanya başlattı. Şehirlerimizin “sıkıcılık salgınına” yakalandığını iddia ediyor. Ona göre çoğu modern bina fazla düz, fazla boş, fazla sade, fazla parlak, fazla monoton, fazla kişiliksiz ve fazla ciddi. Bunlar bizi mutsuz ve hasta ettiğinden işe gidesimiz gelmiyor. “Mimarlar tarikat gibi” Heatherwick geçen hafta piyasaya çıkan “Humanise” adlı kitabında modernist bir “tarikatın” üyeleri olduğunu söylediği mimarlarla alay ediyor. Bu tarikatın yedi yıllık eğitim boyunca mimarlara halkın onayına ihtiyaçları olmadığı düşüncesini aşıladığını söylüyor. Sonuç ortada: İngiltere’deki ticari binalar hiç sevilmedi. Öyle ki ortalama ömürleri 50 yıl olacak ve değiştirilmeleri de muazzam karbon emisyonuna yol açacak. Heatherwick oldum olası insanların canını sıkmayı seviyor. Yüksek lisansını tamamlayınca kendisine normal bir kartvizit hazırlatmak yerine çubuklarında telefon numarasının yazdığı dondurmalar yaptırmış. Bugün tasarımlarının güzelliğinden ve yaratıcılığından kimse şüphe duymuyor. Ama çocuksu hayalperestliği ve güçlü müteahhit ve siyasetçilere (en başta Boris Johnson’a) yakın olması işe biraz gölge düşürüyor. Eleştirmen Jonathan Meades, Heatherwick’i “becerikli bir dış mekan dekoratörü” tarifiyle küçümsüyor. “Halk benden yana” diyor O ise halkın kendi tarafında olduğunu iddia ediyor. “Herkes bina uzmanıdır” diyor. Halkın planlama sürecine daha fazla dahil olması gerektiği fikrinde. Hatta King’s Cross’taki Coal Drops Yard alışveriş merkezini geliştirmesine yardım edenlere teşekkür ediyor. Şikayetlerin çoğu zaman esas meseleyi ıskaladığını iddia ediyor. “Londra’da insanlar The Gherkin ve The Shard gibi gökdelenleri konuşuyor. Ama onun hemen arkasındaki umursamaz, düzgün yapılması için çaba bile gösterilmemiş binadan bahseden yok. Onu yaptıran kim? Onay veren kim? Tasarımcısı kim? İnşa eden kim? Halbuki bu yüzde 99 hakkında konuşmamız gerekiyor çünkü onların yaptıkları yanlarına kâr kalıyor.” Çoğu mimar belki iyi niyetli ama onlara da bir çift lafı var: “Bana bu işi umursadığınızı söylemeyin. Yaptıklarınıza bakınca umursadığınız belli oluyor mu? Önemli olan bu.” Heatherwick Studio’da 250 kişi çalışıyor. Mart 2022-Mart 2023 döneminde gelirler 24 milyon sterlini buldu. Heatherwick son iki yılda 1.8 milyon sterlin kâr payı aldı. İş yerinin tam merkezinde oturuyoruz; odada bir tüylü koltuk, bir kürek, büyük bir su kabağı ve bir kedi heykeli var. Heatherwick sözcükleri seçerek kullanıyor. Ofis yerine her zaman stüdyo diyor. Çalışanlara personel yerine stüdyo üyeleri diyor. Binalar için çoğu mimar gibi “mekan” demektense “nesne” demeyi seviyor. Tasarım mezunu olan Heatherwick mimarlık içinse sözcük oyunu yapıyor: “Mimarlık bir fiile işaret etmiyor. Bir binayı mimarlamazsınız. Tasarlarsınız” diyor. Başkalarının tasarlamak istemediği şeyleri tasarlamayı seviyor. Bana yuvarlaktan ovale dönebilen bir masa gösteriyor. Geliştirmesi 16 yıl sürmüş. İntihar noktası Elbette bir de Heatherwick’in tasarladığı, New York Hudson Yards’taki “seyir anıtı” The Vessel var. 2019’da açılan yapı Mayıs 2021’de aynı yerdeki dördüncü intihar vakasından beri kapalı. Bu riski kimse öngörmemiş miydi? “Proje bütün güvenlik standartlarını hatta daha fazlasını karşılıyordu. Projenin böyle kullanılması son derece trajik ve üzücü… Kimse Covid’i ve bunun insanların ruh sağlığı üzerindeki etkisini öngörememişti.” Stüdyo şimdilerde “ekstra güvenlik donanımı” için çalışıyor. The Vessel yeniden açılacak mı? “Kesinlikle.” Yaşananlar ona zarar verdi mi? “Her projem için ne kadar büyük bir sorumluluk hissettiğimi anlatamam.” Heatherwick eleştirileri kabul ettiğini söylüyor. “Çok fazla övgü de aldığımın farkındayım” diyor. Üstelik özel bir pişmanlığı yok. Üzerinde çalıştığı, Johnson’ın desteklediği Garden Bridge kamunun 40 milyon sterlinine mal oldu ve nihayete ermedi. Konuyu Hudson Nehri üzerinde 2021 yılında hizmete giren ve Amerikalı iş insanı Barry Diller ile moda tasarımcısı Diane von Fürstenberg sayesinde 260 milyon dolar harcanan Little Island’a getiriyor. Samimi bir şekilde “Umarım ondan da bahsedersin” diyor. Casa Milà da apartmandı! Heatherwick Humanise’da paraya verilen değeri eleştiriyor. Bu biraz zengin işi değil mi? Geçmişte cezaevi tasarımlarından bahsetmiş olsa da genellikle lüks yapılar tasarlıyor. “Benim işim proje yapanlarla çalışmak.” Ama paraya dayalı işlerden de keyif alınabileceğini düşünüyor: Gaudí’nin Casa Milà’sı da aslında havalı bir apartmandı ama ön cephesiyle “milyonların hayatında iz bıraktı.” Estetiğe dikkat etmesinin sebebi çoğu insanın binaların içini değil dışını görmesi. “2 bin kişinin deneyimleyeceği bir projeyi 2 milyon kişilik olana tercih eder miyim? Beni müşteriye bağlamaktan ziyade halkla ilişki kuracak bir şeyler yapmak ilgimi çekiyor. Bak işte bunu deyip şimdiden bütün müşterileri kaçırdım!” diyor. Çirkin iş yeri çalışanları eve yollar Modernist görüş temelde ‘az olan çoktur’ ilkesine dayanıyor ve süslemeyi savurganlık olarak görüyordu. Ama Covid binaların işlevinin duygusal etkisini gösterdi. “Bir iş yeri çalışanlarla bağ kuramıyorsa insanlar izin alıp evden çalışmaya daha yatkın oluyor.” Heatherwick’e göre binalar görsel açıdan karmaşık olmalı çünkü insanın evrimi bunu gerektiriyor. Mesele inşaat sektörünün binaların insanlarla “gerçekte nasıl ilişki kurduğunu” değerlendirmeyi aklına bile getirmemesi. “Herkesin Google gbi müşterisi yok” Mimarlar kendi mesleklerinde modernizmin geride kaldığını ancak herkesin Heatherwick’in müşterisi Google gibi büyük bütçeye sahip olmadığını söylüyor. Cevabı var: “Bina yapmanın ne kadar pahalı olduğunu söylüyoruz. Bu çok yararlı bir mazeret. Ama geçmişte de ucuz değildi. Toplum bunun önemli olduğuna karar verdi. Hızlı modaya eş değer bir tercih yaptık. Hızlı mimariyi seçtik” diyor. Müşterilerine genellikle iki seçenek sunuyor:

Hesaplı versiyon ve muhtemelen yüzde 5 ila 10 daha pahalıya gelecek daha ‘insani’ versiyon.