31 Mayıs 2026 Pazar
TEKNOLOJİ

ABD ile Çin çarpışmaya doğru ilerliyor

ABD ile Çin çarpışmaya doğru ilerliyor.. yeni soğuk savaş giderek soğuyor. Son G-7’de Çin’e karşı güçleri birleştirme niyeti hiç olmadığı kadar net bir şekilde ifade edildi. İlişkiler ne kadar soğursa şiddetli kırılma riski de o kadar artar

Hiroşima’daki G-7 Mayıs Zirvesi’nin ardından ABD Başkanı Joe Biden Çin-Amerika ilişkilerinde “buzların erimesini” beklediğini söyledi. Ancak son dönemdeki resmi ikili buluşmalara ve ABD Hazine Bakanı Janet Yellen’in yakın gelecekteki olası Çin ziyaretine dair umudunu dile getirmesine karşın buzlar çözülmüş değil. Aslına bakılırsa yeni soğuk savaş giderek soğuyor. G-7 Zirvesi Çin’in Amerika tarafından “kapsamlı çevreleme, kuşatma ve baskı” stratejisi izlendiğine dair kaygısını pekiştirdi. G-7 liderlerinin bolca konuşup az şey yaptığı eski buluşmaların aksine bu sefer G-7 tarihinin en önemli zirvelerinden biri yaşandı. ABD, Japonya, Avrupa ile onların dost ve müttefikleri Çin’e karşı koymak adına güçlerini birleştirme niyetini hiç olmadığı kadar net bir şekilde ifade etti. Dahası şu an G-7 dönem başkanlığını yürüten Japonya, Küresel Güney’den kilit önemdeki liderlerin davet edilmesini sağladı. Onlardan biri de Hindistan Başbakanı Narendra Modi. G-7 yükselen ve orta ölçekli ülkelerle iletişime geçerek onları da Çin’in yükselişine karşı harekete geçmeye ikna etmek istiyor. Çin’in otoriter, devlet kapitalizmiyle yönetilen ve gerek Asya’da gerekse dünyada güç kullanma iddiasını giderek artıran bir ülke olduğu tanımlaması birçok ülke tarafından kabul edilecek gibi görünüyor. Japonya-Hindistan iş birliği güçlendi Bu yılın G-20 başkanı Hindistan, Rusya’nın Ukrayna’ya açtığı savaşta tarafsız kalsa da uzun zamandır Çin’le stratejik rakip durumunda. Bunun bir sebebi de iki ülkenin uzun bir sınırı paylaşması ve bu sınırın büyük bölümünün ihtilaflı olması. Dolayısıyla Hindistan Batılı ülkelerin resmi müttefiki olmasa da menfaatleri Çin ve Çin’in fiili müttefikleri Rusya, İran, Kuzey Kore ve Pakistan’dan ziyade Batı’yla uyuşan bağımsız ve yükselen bir küresel güç olarak pozisyon almayı sürdürecek. Üstelik Hindistan açık hedefi Çin’i caydırmak olan ve ABD, Japonya ve Avustralya’nın yer aldığı Dörtlü Güvenlik Diyaloğu (Quad) adlı grubun resmi üyesi. Japonya ve Hindistan ise uzun zamandır dost ve ikisi de Çin’le hep hasmane ilişkiler içinde oldu. Japonların davetlileri arasında Endonezya, Japonya’nın Çin’e dair ortak kaygılar sebebiyle diplomatik olarak yakınlaşmak istediği Güney Kore, yine Küresel Güney’in bir diğer kilit ülkesi Brezilya, Afrika Birliği Başkanı Azali Assoumani ve Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski de yer aldı. Mesaj netti: Çin ile Rusya arasındaki “sınırsız dostluk” diğer ülkelerin Çin algısında ciddi olumsuz değişime yol açıyor. “Kopuşa yakın” bir agresiflik G-7 bununla yetinmeyerek nihai bildirisinin büyük kısmında önümüzdeki yıllarda Çin’e nasıl karşı duracağını ve Çinlileri nasıl caydıracağını anlattı. Belgede ayrıca Çin’in “ekonomik baskı” politikaları kınandı ve ülkenin Asya’da hakimiyet kurmasına engel olmak adına Hint-Pasifik ortaklığının önemi vurgulandı. Çin’in Doğu ve Güney Çin denizlerindeki genişlemeci politikası eleştirildi. Çin Tayvan’a yönelik saldırı ve işgale kalkışmaması için uyarıldı. Batılı liderler Çin’le ilişkilerini “riskten arındırma” adımları atmakla “kopuşa” yakın agresiflikte bir söylem benimsedi. Ancak değişen tek şey diplomatik jargon değil. Bildiriye göre Batı’nın çevreleme çabalarına Küresel Güney’e yönelik politikalar eşlik edecek. Kapsamda yeşil enerjiye geçiş için büyük yatırımlar var. Amaç kilit ülkelerin Çin’in etki alanına girmemesini sağlamak. Çin’in G-7’ye öfkesini zapt edememesi şaşırtıcı değil. Hiroşima’daki zirve sadece Quad buluşmasıyla aynı döneme denk gelmedi. NATO da Asya’ya ilgisini artırmış durumda. Dahası Avustralya, İngiltere ve ABD’den oluşan AUKUS ittifakı Pasifik’te Çin’e karşı cepheleşme için vites yükseltiyor. Batı ile Çin arasındaki teknolojik ve ekonomik savaş da tırmanmaya devam ediyor. Japonya’nın Çin’e yarı iletken ihracatına getirdiği kısıtlamalar ABD’nin uyguladığından aşağı kalmıyor. Başkan Biden, Tayvan ve Güney Kore’ye de aynı yönde baskı yapıyor. Çin ise buna karşılık ABD merkezli Micron’un ürettiği çiplere yasak getirdi. Yapay zeka Nvidia’yı süper güç yaptı Amerikalı çip üreticisi Nvidia yapay zeka uygulamalarını çalıştıracak ileri çiplere yönelik artan talep sayesinde hızla süper güce dönüştü ancak o da Çin’e satış konusunda yeni kısıtlarla karşı karşıya kalabilir. Amerikalı politika yapıcılar yapay zeka yarışında Çin’i en az bir kuşak geride bırakma niyetini açıkça dile getirdi. Geçen yılki Çip ve Bilim Yasası çip üretimini başka ülkelere taşımak isteyenlere muazzam teşvikler sunuyor. Ama bu durum başka bir risk doğuruyor. Batı ile arasındaki teknoloji farkını kapatma derdindeki Çin yeşil enerjiye geçiş için hayati önem taşıyan nadir toprak madenlerinin üretim ve arıtımındaki hakim rolünü pekiştirerek ABD yaptırımlarına ve ticari kısıtlamalara misilleme yapacak. Çin 2019’dan beri elektrikli araç satışını yüzde 700 artırmış durumda. Şu anda ise Boeing ve Airbus ile rekabet etmek adına ticari uçaklar konuşlandırmaya başlıyor. Dolayısıyla G-7 soğuk savaşı tırmandırmadan Çin’i caydırmayı hedeflese de Pekin’deki algı farklı. Çin Batılı liderlerin ipliği iğneden geçiremediğini düşünüyor. ABD ve geniş anlamda Batı’nın Çin’in yükselişini frenleme kararlılığı hiç olmadığı kadar net. Elbette Çin bugünkü gerilimde Amerikan stratejisine yönelik kendi agresif politikalarının da bir o kadar etkili olduğunu kabullenmek istemeyecektir. Amerika’nın 1972’deki “Çin açılımının” mimarı Henry Kissinger 100. yaş günü dolayısıyla geçtiğimiz günlerde verdiği bir röportajda iki ülkenin yeni bir karşılıklı stratejik mutabakat oluşturamaması halinde birbiriyle çarpışma yolunda ilerleyeceği uyarısında bulundu. İlişkiler ne kadar çok donarsa şiddetli kırılma riski de o kadar artıyor. • © Project Syndicate, 2023