31 Mayıs 2026 Pazar
TEKNOLOJİ

Apple bankacılığa mı soyunuyor?

2.6 trilyon dolarlık Apple’ın finans hizmetlerine yönelik girişimleri, Wall Street’e meydan okuma hedeflerinin sinyalini veriyor. Apple borç verirken kullanabileceği bir veri dağının tepesinde oturuyor. Bu da büyük banka ve ödeme sistemleri için ürkütücü

2019’da Apple ve Goldman Sachs yöneticileri, teknoloji devinin finans hizmetleri sektöründe kendine yer edinme hedefi için bir dönüm noktası sayılan Apple Card’ı yaratmak için aylarca süren hummalı bir çalışma içindeydi. Ancak lansman tarihi yaklaşırken ortaklar bir anlaşmazlık yaşadı. İddialı pazarlama yöntemleriyle tanınan Apple, ürünü “şimdiye kadarki en güvenli kredi kartı” olarak pazarlamak istiyorduGoldman, Apple Card’ı sadece kurumsal şirketlere değil, herkese hitap edebileceğini göstermek için çok önemli bir ürün olarak görüyordu. Ancak bu iddialı slogan Goldman’a geri adım attırdı. Gerekçe şuydu: “Yola bir şeyin en iyisi, en dürüstü, en güvenlisi gibi gibi iddialarla çıkarsanız açılacak davalara açık hale gelirsiniz.” Sonunda, taraflar Apple Card’ın yeni bir gizlilik ve güvenlik düzeyi sağladığı ve kartın üzerinde 16 haneli bir sayı veya güvenlik kodunun olmamasının onu diğer tüm fiziksel kartlardan daha güvenli yaptığı şeklinde nispeten tevazu sahibi bir pazarlama diline razı oldular. Geçen 4 yıl içinde iPhone üreticisi finans sektöründe giderek daha rahat hareket eder hale geldi ve son üç hafta içinde Goldman’ın yardımıyla iki kritik ürünü piyasaya sürdü. “Şimdi satın al, sonra öde” ürünü Apple Pay Later, Apple’ın tüketicilere doğrudan kendi likiditesinden borç verdiği ilk ürün oldu. Yüksek getirili bir tasarruf hesabı olan Savings ise ABD’li müşterilere ulusal ortalamanın 10 katı değerde, yüzde 4.15’lik bir faiz oranı sunuyor. Mevduatlar, lisanslı bir banka olarak ABD hükümeti destekli sigortaya erişimi olan Goldman bünyesinde değerlendirilecek. Şimdi bankalar ve diğer finansal hizmet sağlayıcılarının sorması gereken soru, 1.2 milyar iPhone kullanıcısına, 2.6 trilyon dolarlık bir piyasa değerine ve inovasyon geçmişine sahip bir teknoloji şirketinin kendi alanlarındaki oyuna dahil olmasıyla ilgili ne kadar endişelenmeleri gerektiği. Zira dünyanın en büyük bankaları bile Apple’ın kar oranlarına yetişemiyor. Apple’ın sadece abone ve App Store faaliyetleri hizmetler departmanına geçen yıl 55 milyar dolar kar getirdi. Bu, JPMorgan ve Citi’nin toplam karından daha yüksekti. Ayrıca bu tutar, Apple’ın toplam gelirlerinin sadece beşte birini oluşturuyor. “Para tutup borç veriyorsa bankadır” JPMorgan Chase CEO'su Jamie Dimon, Apple’ı çekinmeden bir “banka” olarak nitelendiriyor ve riskin farkında olduklarını söylüyor. Geçen yıl haziran ayında “Sigortalı mevduatları olmayabilir ama bu bir bankadır. Bir kurum parayı alma-satma, elinde tutma, yönetme, borç verme yetisine sahipse, o bir bankadır” sözleriyle dikkat çekti. Dimon, “Büyük teknoloji şirketlerinin muazzam veri kaynaklarına sahip olduğunu ve bunun onlara olağanüstü bir rekabet avantajı sağladığını” söyleyerek yaklaşan tehdit konusunda yatırımcıları uyardı. “Paranoyak oldum” American Express’in CEO’su Stephen Squeri ise tüketiciyle derin bağları olan olağanüstü şirketler olarak adlandırdığı Apple ve Amazon hakkında kendisinin de “paranoyaklaştığını” itiraf ediyor. “Bu yolda eskiden olduğu gibi rahat adımlarla yürüyebileceğimizi düşünecek kadar saf değiliz. Herkesin peşimize düştüğünü düşünüyoruz” diyor. Apple’ın finansal hizmetler alanındaki planlarına dair bu açıklamalar, kamuya açık konuşma yetkileri olmadığı için isimlerini vermek istemeyen ancak strateji yapılanmasına dahil olan sekiz kişiyle yapılan görüşmelere dayanıyor. Apple ve Goldman konuyla ilgili yorum yapmaktan kaçındı. Geleneksel kurgusu gereği Apple, gösterişli satın almalar yoluyla değil, kendisine sürdürülebilirlik sağlayan kademeli adımlarla zaman içinde yeni sektörlere açılıyor. Finansta Apple’ın sindirerek ilerleme stratejisinin ilk örneği, 2014’te iPhone 6 ile birlikte duyurulduğu zaman “mobil ödeme sistemlerini dönüştürmek” anlamına gelen kablosuz ödeme teknolojisi Apple Pay idi. Bu ürüne verilen tüketici tepkisi, faaliyete geçtiği ilk yıllarda alay edilmesine neden olacak kadar yavaşlığına dair oldu. 2016’da dünya çapındaki her 10 iPhone sahibinden yalnızca biri Apple Pay kullanıyordu. Ancak varlık yönetim şirketi Deepwater Asset Management’a göre, kullanıcı tabanı 2020’de çığ gibi büyüyerek yüzde 50’ye ulaştı. 2022’de bu oran yüzde 75’e ulaştı ve Avrupa Komisyonu hakkında bir rekabet ihlali soruşturması başlattı. Deepwater’ın yönetici ortağı Gene Munster, "Bir buzulun hızında ve gücünde hareket ediyorlar” diyor ve Apple’ın bankacılıktaki sonraki olası hamleleri hakkında yorum yaparken şunları ekliyor: “Bu, beş ila 10 yıl sürecek ama sonunda Apple’ı, Citi, JPMorgan ve Wells Fargo ile aynı klasmanda değerlendiriyor olacağız.” Eski bir Apple çalışanı, markanın finans ve ödeme sistemlerinde uzun süreli bir oyun oynadığını, pazardan daha büyük bir pay almak için teknik zemin hazırladığını söylüyor: “Şu anda bankaların yanında durmak zorundalar. Çünkü bu, başlangıçta dağıtım için gerekli. Ama giderek daha fazla insan Apple Pay’i kullandıkça Apple daha da güçlenip kendi kapalı devresini yaratan ve bankalara o kadar bağımlı olmayan başka oyunlar kurgulayabilir.” POS cihazlarının sonu gelebilir Android cihazlar için benzer bir teknoloji sunan MagicCube’ün CEO’su Sam Shawki Apple’ın akıllı telefon ve tabletlere POS cihazı özellikleri kazandırma çalışmalarının VeriFone ve Ingenico liderliğindeki 48 milyar dolarlık bir sektör olan POS cihazı pazarını yok edebileceğini söylüyor. Mevcut tek kullanımlık cihazlar hakkında “Bu, e-posta çağındaki bir faks makinesi” diyor. “Ödeme şirketi Block’tan bir ısırık almak önemli bir şey değil, ancak Ingenico ve Verifone’dan bir parça koparmak şimdilik anlamlı. Visa ve PayPal’a rakip olmak ise uzun vadeli bir hedef.” Ingenico’nun Inovasyon Başkanı Michel Léger, yazılım tabanlı POS çözümlerinin ödeme almada yeni bir çağ başlattığını kabul ediyor ancak Apple’ın çözümün fiziksel terminallerin yerini almak yerine onları tamamlayacağını söylüyor. “Süpermarketlerin çoklu kasalarında pahalı akıllı telefonlardan oluşan bir sistem hayal etmek pek pratik değil” diyor. Sektördeki bazı diğer isimler de Apple’ı varoluşsal bir tehdit olarak görmüyor. Eski American Express yöneticisi Eva Wang, Apple’ın ödemeler ve bankacılığa olan ilgisinin çoğunlukla iPhone’un erişimini genişletmekle ilgili olduğunu, asıl amacın “kullanıcıyı Apple ekosistemine kilitlemek” olduğunu savunuyor. Apple’ın avantajları Bankacılık danışma şirketi Evercore ISI analisti Amit Daryanani, “Müşteri deneyimi üzerine yoğunlaşıp altyapı inşası veya kredi riskiyle ilgilenmeyi başkalarına bırakmak kesinlikle Apple’ın çıkarına olur” diyor. Örneğin Apple’ın, ayrı ayrı indirilmesi gereken uygulamalar yerine bankacılık yeteneklerini iPhone’un işletim sistemine yerleştirmesi bankacılığa daha seçici, daha yüksek marjlı ve yatırım harcamalarını azaltan bir yaklaşım sağlayabilir. Apple ayrıca, iPhone kullanıcı verileri sayesinde kredi riskini geleneksel bir kredi skoru belirleme sisteminden daha kapsamlı şekilde değerlendirme avantajına sahip. Geçen yıl şirket, Birleşik Krallık’ta alternatif bir kredi derecelendirme kuruluşu olan Credit Kudos’u satın alarak bu potansiyeli değerlendireceğinin sinyalini verdi. Bir iş zekası (BI) şirketi olan Morning Consult’da analist olan Charlotte Principato “Bu tür veriler risk değerlendirmesi için kullanılırsa doğru kredi kararları vermede çok yararlı olabilir” diyor. “Bir tüketici hakkında ne kadar çok bilgiye sahip olursanız, borç verme konusunda o kadar isabetli karar verebilirsiniz” diye de ekliyor. Ve Apple “Bir veri dağının üzerinde oturuyor.”