10 Haziran 2026 Çarşamba
KÜLTÜR

Bir işi ilk yapan kazanıyordu, devlet de peşinden daha çok kazanıyordu. Benim içinse tek bir kaide vardı; köpüğünü aldıktan sonra, vakit kaybetmeden, yeni hedeflere yöneliyor, yeni işleri den

Hiçbir iş insanı yoktur ki işleri dümdüz çizgide ilerlesin. Tam oldum diyen, her an yarıda kalmaya adaydır. Bazen kolaycılık, bazen acelecilik, bazen de tecrübesizlik nedeniyle insan zarar eder. Önemli olan, hatadan öğrenmek ve aynı hatayı tekrarlamamaktır

Hiçbir iş insanı yoktur ki işleri dümdüz çizgide ilerlesin. Tam oldum diyen, her an yarıda kalmaya adaydır. Bazen kolaycılık, bazen acelecilik, bazen de tecrübesizlik nedeniyle insan zarar eder. Önemli olan, hatadan öğrenmek ve aynı hatayı tekrarlamamaktır..KEMAL GÜLMAN Geçen hafta 70 yıllık geçmişi olan Gülman Group’un temellerini Tahtakale’de bir hanın portmantodan bozma, küçücük bir odasında kurduğumu anlatmıştım. Matbaa malzemeleriyle başlayan dış ticaret maceramda liste çok uzun. Şöyle söyleyebilirim ki yok yok… Kâğıttan kimyasal ürünlere, ayakkabıdan plastik malzemelere, takım tezgahlarından mutfak, banyo levazımatına, balasttan benzin pompasına... Alınıp satılabilecek, ticaretin, sanayiinin ihtiyacı olan, yurtdışından gelebilecek ne varsa, her şey… ‘’Kim getirir bunu, Kemal getirir’’ diyen herkes, Tahtakale’den önce Cağaloğlu’na, sonra Tepebaşı’na taşıdığım yazıhaneme bir uğruyor. Gümrük mevzuatını kendi başıma hatmettiğimi, yarım kalan ortaokul tahsilimden kalma Fransızcamı kursa gitmeden, ders almadan ilerlettiğimi; üzerine kendi merakımla İtalyancayı koyduğumu, bunlara ilave olarak ana dilim olan İspanyolca, İbranice ve Türkçe ile bildiğim her dilde ticaret yaptığımı söylesem, 70 yılın en az 45 yılının nasıl bir mesaiyle geçtiğini zannederim anlatabilmiş olurum. HERKES KÖRDÜ ŞAŞI OLAN PARA KAZANIYORDU 1952 yılında dış ticarete başlayıp, sonrasında hızla yol almış olmamı ben tüm açık yürekliliğimle şöyle ifade ediyorum: Herkes kördü, şaşı olan para kazanıyordu. Herhalde o dönemi anlatan en güzel cümle bu olmalı. Öyle bir dönem ki dış ticareti, Ankara’daki bürokratlar da bizi izleyerek öğreniyordu. Mevzuat var ama pratik çok sınırlı. Herkes birbirinden öğreniyor. Tahmin ediyorum ki ithalatta bu kadar hızlı olmakla, memleketimin bürokrasisine, vergi idaresine büyük katkım oldu. Nihayetinde piyasanın ihtiyacı neyse onu getiriyordum. Mevzuattaki eksiklik bizi zorluyordu ama Ankara’ya gidip bunu anlatacağımız, bu işi bilen uzman bulmak bile meseleydi. Ancak deneye yanıla… Sanayici ile el ele verip, belki o mal değilse de ona yakın olan malı üretip, piyasadaki gerekliliğini ispatladığımızda Ankara diyordu ki ‘’Evet bu mal bir ihtiyaç, bu malın ithalatına izin verirsek devlet olarak kazanırız…’’ Bir işi ilk yapan kazanıyordu, devlet de peşinden daha çok kazanıyordu. Benim içinse tek bir kaide vardı; köpüğünü aldıktan sonra, vakit kaybetmeden, yeni hedeflere yöneliyor, yeni işleri deniyordum. Ticarette edindiğim en iyi düstur bu oldu. KONT SİBALDİ SAYESİNDE BODRUM’U KEŞFETTİM 70 yıllık tarihimizde en büyük iş hacmini yarattığımız alan gayrimenkul oldu. Bilhassa İtalyan dostum ve ortağım Kont Sibaldi’nin teşvikiyle 1980’li yılların başından itibaren Bodrum’da edindiğim arsalar üzerinde kat karşılığı sistemiyle yapılan projeler, bizim için hem prestij hem kazanç vesilesi oldu. Ama oraya gelene kadar ne yollardan geçtik. Hiçbir iş insanı yoktur ki işleri dümdüz çizgide ilerlesin. Tam oldum diyen, her an yarıda kalmaya adaydır. Bazen kolaycılık, bazen acelecilik, bazen de tecrübesizlik nedeniyle insan zarar eder. Önemli olan, hatadan öğrenmek ve aynı hatayı tekrarlamamaktır. ALLAH’TAN BAŞLADIĞI GİBİ DEVAM ETMEDİ! Hani derler ya nasıl başlarsa öyle gider; iyi ki bende gayrimenkul işi öyle olmadı. Zira benim ilk aldığım gayrimenkul tam bir hüsranla sonuçlandı. Ticarete ilk atıldığım yıllarda, bir telâş, elimde avucumda ne varsa verip, bir mülk sahibi olmaya karar verdim. Bir emlakçı Şişhane tarafında bana bir yer sattı. Göz ucuyla gördüm, üzerinde eskice bir, ben diyeyim ev, siz deyin kulübe. Muhiti tam istediğim yer deyip anlaştım, parayı da hemen verdim. Ertesi gün bir heves adrese gittim, bir tuhaflık var ama çözemiyorum. Meğer bana satılan ev değilmiş, düpedüz mescitmiş! Evet bana bir mescit satmışlar. Hani arsayı değerlendireyim, üzerindekini yeni bir hale sokayım, bunlar mümkün değil. İlk gayrimenkul yatırımım böylece büyük bir fiyaskoyla sonuçlandı. Ama bana iyi bir ders oldu, iyi tetkik etmeden hiçbir şey