NEW YORK’TAN MEKTUPLAR Geçen cuma, öğle namazı saatleri, New York’un en geniş kapasiteli camisi olarak bilinen, Brooklyn-Queens sınırında kalan Masjid Al Aman civarı… Lokal televizyon kanallarından ABC 7’nin yayın minibüsü köşeye park etmiş. Etrafta birkaç kameraman ve gazeteci daha var. ‘Normalin dışında’ hava hissediliyor, mahallenin sakinleri de ne olduğunu anlamaya çalışıyor. Sokak yemeği stantlarının yüzde 57’sine sahipler Bir ucu East New York’a, diğeri Ozone Park’a dokunan muhit; filmlerde, dizilerde, romanlarda denk geldiğiniz türden bir Brooklyn değil. Aralara serpiştirilmiş pizzacıları, bir dolarlık indirim dükkanlarını, sağlık polikliniklerini çıkarın; gerisi Müslüman Kardeşler Cumhuriyeti. East New York’ta 2 binden fazla sadece Bangladeşli var. Caminin ilk blok ilerisindeki, mahallenin en geniş marketinin adı, Abdullah Süpermarket. Brooklyn Halal Grill, semtin en işlek yeme-içme noktası. KFC yok, Medina Fried Chicken var. Cemaat, ABC 7 kanalı, Müslüman olmayan ve ‘yükselen sese anlam veremeyen’ şaşkın bir azınlık ve ben, hep birlikte New York tarihinde bir ilke tanıklık ediyoruz. İlk kez cemaatin özel bir izin alması gerekmeden ezan sesi hoparlörle dışarı veriliyor; New York sokaklarında ezan sesi yankılanıyor. Belediye Başkanı Eric Adams, Müslüman gruplarının liderleri ve belediyenin ‘çeşitlilik ve kapsayıcılık’tan sorumlu direktörlerinden oluşan bir kalabalıkla birlikte, resmi duyuruyu, 29 Ağustos Salı günü yapmış, yeni düzenlemenin bu haftadan itibaren geçerli olduğunu söylemişti. Konuşmasında bunun sadece Müslümanlar için değil, tüm New York’lular için ‘tarihi bir an ve gelişme’ olduğunu hatırlattı. Böylece izinsiz, sınırlamasız, dertsiz, tasasız ilk “hoparlörden ezan” geçen cuma günü şehrin kimi sokaklarında duyuldu, hissedildi. Yeni düzenlemeye göre artık cumaları öğlen 12.30-1.30 arası ve Ramazan boyunca her iftar vakti, New York eyaletinde bulunan 275 cami ezan sesini -belli bir desibeli geçmeyecek şekildehoparlörle dışarı verebiliyor. Devletin resmi verilerine göre ABD’de yaşayan Müslüman sayısı yaklaşık 3,5 milyon. Bu rakamın yüzde 22,3’ü New York eyaletinde kayıtlı. Müslümanlar New York nüfusunun yaklaşık yüzde 9’luk bir oranını oluşturuyor. MAP (Muslim for American Progress) organizasyonunun yayınladığı son rapor, müslümanların nüfus pastasındaki ince dilime rağmen sosyal, kültürel ve ekonomik açıdan etkisini ve katkısını hatırlatıyor. Küçük ve orta ölçekli işletmelerdeki yaklaşık 4 milyon kişilik istihdamın 250 bin kadarı Müslümanların sahip olduğu kurumlarda. Katkıları en çok, sağlık sektöründe ve mühendislik alanlarında hissediliyor. Sarı taksi/ ulaşım ve sokak lezzetleri gibi, New York’un kültürünü ve kimliğini şekillendiren iki unsur da neredeyse Müslümanlara emanet: Taksi şoförlerinin yüzde 40’ı, sokak yemeği standı sahiplerinin yüzde 57’si Müslüman. Müslümanların haberi pek yok Sosyal Politikalar Enstitüler Raporu, New York’ta bulunan toplam cami sayısını en son 275 olarak güncelledi. En geniş kapasiteye sahip olanı, Brooklyn’in doğusunda, Müslümanların çoğunlukla olduğu Ozone Park’ın yakınındaki Masjid Al Aman. En eskisiyse Brooklyn’de, Williamsburg’un doğu yakasında Powers Camii. Üzerinde herhangi bir tabela yok. Kafanızı kaldırıp küçük minareyi görmediğiniz sürece buranın zamanında dini amaçla kurulmuş tarihi bir bina olduğunu anlamanız neredeyse imkansız. ‘Tarihi karar’ın yaşandığı hafta, caminin bulunduğu Powers Sokağı’nı birkaç kez turladım, ufak bir kamuoyu yoklaması yaptım. Markette, Uber’de, kuru temizlemede denk geldiğim yaklaşık 15-20 New York’lu Müslümanların yarısı bu gelişmelerden haberdar değil. Dört-beş kişi WhatsApp gruplarında paylaşılan haber linklerinden duymuş. Camiye, ezana pek takılanı yok; kimisi konusun politikleşmesinden rahatsız. Bedford Sokağı üzerinde, yakın döneme kadar her pazar gazete almak için dükkanına uğradığım Mohammed, “Eric Brother”ı (Belediye Başkanı Adams’a seslenişi) sağ olsun, ailesinin bu ara New York’ta biraz olsun daha rahat hissettiğini söylüyor. Salı günü, akşamüstü saatlerinde, Revel arabasını (Uber’e alternatif, elektrikli, anlık araç kiralama ve paylaşım modeli) kenara çekmiş, siyah seccadesini kaldırıma sermiş, namazını kılan; 25 yıldır New York’lu, doğma büyüme Mısırlı Ahmed’in rahatlığı daha da ileri: “Ramazan başında Times Square’de yüzlerce Müslüman gider, namaz kılar. Ben hiç öyle şeyler yapamadım. Hep çekindim. Şimdi sanki dünya değişiyor. Transı, osu, busu… New York’ta kendi kimliğini özgürce yaşayanların sayısı arttıkça, ben de onlardan cesaret aldım. Eskiden ayıplanırım diye çekinirdim. Şimdi, tam aksine, ‘neden yapmıyorum’ diyorum. Her seferinde arabayı kenara çekip sokakta namaz kılmaya başlamama tanık olanlar, bazen desteklerini sözlü bir şekilde dile getiriyor. Hatta bir kere alkışlayan bile çıktı.” Türkiye’dekinden daha temiz bir ses Hoparlörden yayın için belediyeden izin alan caminin günde beş vakit ezan sesini dışarı verince New York polis teşkilatı, ilk birkaç gün içine ‘yüksek ses’ nedeniyle 165’e yakın şikayet aldı. Araya belediyenin sesten sorumlu teknik uzmanları girmiş, neticede camii, izni olmasına rağmen, ‘zaman zaman toplumun sağlığına etki edebildiği için’ ezan sesine ara verdi. Cemaate göre, desibelin yüksek olduğuna ve bu desibel yüksekliğinde bir sesin mahalleye yayılmadan önce mahalle sakinlerinden izin alınması gerektiğine dair “uyarılar” ve “hatırlatmalar”, sayıca az olsa da geçen hafta yine gelmiş. Oysa yasaya göre, sesin 54 desibeli geçmemesi gerekiyor ve buna sadık kalınmış. Cemaat verilen desibel kararını ‘haklı ve adil’ buluyor. Cuma namazı sırası, bisikletle Masjid Al-Aman çevresini turlarken fark ediyorum: Birkaç blok öteden de rahatça duyulabilen, kulağa kilise çanlarından daha uzun ve gür gelen, Türkiye’dekine kıyasla ses kalitesi daha net, temiz ve cızırtısız. Sadece dini bir mesele değil Ezan sesinin bir izin alınmadan hoparlörle dışarıya verilmesi, New York’lu Müslüman toplulukları için ‘sembolik’ gibi görünen, uzun yıllara yayılmış kültürel ve politik bir mesele. Doğu Afrika kökenli yaklaşık 30 kadar caminin ortak hareket etmesinden sorumlu Yusuf Abdulle’ye göre “Biz de buradayız” diyebilme hakkı: “Benim için ezanı duymak bir aidiyet ve kimlik meselesi. Rahatlatıcı, kendini evde hissettiren bir yanı da var.”•
DÜNYA
New York’ta ezan açılımı
New York’taki camilerden cuma öğle vakti izin almadan hoparlörden ezan okunabilecek. Bu kapsayıcılık hamlesi hem kentte yaşayan Müslüman nüfusa hem de desteği düşen Belediye Başkanı Adams’a yarayacak
