Erdogan’ın ilk turda kazanabilmesi için gerekli oy sayısı sadece 270 bin küsür idi. Geçersiz sayılan oyların sayısı ise 1 milyon 36 bin. Bu kadar yüksek oranda geçersiz oy nasıl çıkar??
Bir husus ise siyaset yapıcılara güvenme meselesi. Tek amacı halkın oylarıyla meşruiyet devşirerek kendi ajandalarını tatbik etmek olan politika çevrelerine güvenmek, bir insanın istikbal ve hayallerini siyaset yapıcılara bağlaması belki de hayatı boyunca yapabileceği en büyük yanlışlardan biri olabilir. Seçim süreci ve çıkan sonuçlar bunu da net bir şekilde göstermiş oldu. Seçimlerin ardından her kim iktidara gelirse gelsin, bizleri ilgilendiren büyük sorunların, krizlerin ve diğer birçok şeyin politik çevrelerin yapıp yapmayacaklarıyla çözüme kavuşturulabileceğini zannetmek büyük bir yanlış olur. Zira çözümün yalnızca politika üreticilerin elinde olduğu düşüncesi, halk kitlelerini politik çevrelerin siyasi hesaplarına malzeme olmaya mahkum edecek, seçmenleri yalnızca seçim dönemlerinde duyguları istismar edilmek suretiyle yönlendirilen edilgen kitleler haline getirecektir. Son olarak vurgulamak istediğim husus, Türkiye'de halen ülkeye yön veren dinamikleri algılamama ve toplumu sosyal medyadan ibaret sanma hatası. Topluma yönelik herhangi bir çalışma yürüten herkesin, sosyal medyada yazılıp çizilenlerin ötesine geçerek Türkiye toplumunu gerçekten tanıması ve anlaması gerekiyor. Türkiye'nin çok büyük bir bölümünün sosyal medya kullanmadığı veya kısıtlı bir şekilde kullandığı, medyacılara ve ünlü isimlere kıymet vermediği, tercihlerine yön veren net sınırlar olduğu fark edilmesi gereken bir gerçek. İster siyasi ister fikri isterse dini açıdan olsun, "değişim" denilen olgu sosyal medyada yazılıp çizilen kadar basit bir mesele değil. Tam tersine toplumsal değişim binlerce farklı değişkenin etkilediği dinamiklere sahiptir. Değişim süreçleri çok ağır işler ve hiç tahmin edilmeyen neticeler doğurabilir. Aksi yöndeki tüm yorum ve analizlere karşın Türkiye toplumunun sağ siyasi tercihlerde bulunması bunun bir göstergesidir.
